kaç durak geçti o gün
elinde birilerinin işleri
kendi işleri birilerinin elinde
sırtında kamburlaşan
küçümseme cümlelerini düşünürken
yumuyor gözlerini
ve bulutları geçiriyor aklından
zamanı geldiğinde usulca boşalan bulutları
bir düş, iyileştirecek güçte olur mu
robert musil’in anlattığı sineği
yahut sevgilinin ihmalden çürüyen çiçeğini
yani can aramakta olan daha birçok şey
kurtarılabilir mi böylece?
hayır diyor bir ses,
bir ses, evet diyor
duraklar arkada kalıyor
“sen ölüsün ve kötülüğüme maruz kalmayacaksın artık” diyor bir ses
“kurtulan kim ola ki diğerinden” diyor diğer ses,
yol sonunda usulca boşalıyor bulutlar
yağmurdan kaçamıyor küçük kanatlarıyla
bir düş bazen onu iyileştirecek güçte oluyor
bazen bir düşte can arayıp bulamıyor o
yapışıyor kağıda bir sinek gibi
ve öyle görünüyor ki
birilerinin işlerini görüp
evine dönmeli insan
yoksa karışıyor ortalık
