Avare bir adam, hiç bir şeyle olmamış
hiç birinde tutmamış, hiçbir eşyası
görünürde bir hiç tezgâh ya da dümen
kimseyi rahatsız etmeden belki biraz şüpheli
içi dışı, üstü başı tamtakır biri adam
Olarak voltayı almak yalnızca anbean
soğuktan tenha sokaklarda,
yalnız anlamındaki Farsça tenha biri
Herhangi bir şeye değmeden elim
gittikçe git gide bitmek bitmeyen yollarda
sönmeyen serinliklerin ortasındaki yollarda
Yollarda, iki yanı donanmış Lombardia kavaklarıyla
elbette yine hızlı adımlarla
düşüncelerden derin nefeslerle uyanmakla
Dümdüz yürüyen karakterler gibi bizzat
yoldan geçen bütün figüranların
sayısız adımlarını yutkunarak geçip gitmek
giderken gidiş o gidiş, gipgidişlerle çekip gitmek
Yol kenarına atılmış sahipsiz koltukları,
yüzlerce böceğin üşüştüğü sokak lambasını,
cızırdayan elektrik tellerinin yanından
geçtiğimde biraz ürpertiyle
Arka sokağa açılan kapının dibinde
kim bilir hangi piçe telefonda laf anlatmaya çalışan
kasiyer kızı el kol hareketlerinden işitip
olukların içinde yitip yittiğini hatırlayarak gözlerimin
bir adım ilerisine sığınmak, sonraki her ayak atışların
İleride dalgınsa da düşüncelerle bombalanmış
gittiğim her yerde bir kulübem, o sığınak
Tepelerden yuvarlanan kayaların altında kala kurtula
şimdide kalmakta direttikçe uykuda karşıma dikilen
üstünden ve üzerimden uzunca zamanlar geçmiş geçmişten
sevdiğim hiçbir şeyin öyle kalmadığı artık geçmişten
Anı kılığındaki rüyaları ardımda bıraktığım
milyonlarca sapakta sokağa yeni atılmış it gibi şaşırdığını
nereye gidecek bilmez avelliğini düşledikçe hazla
pusmuş kedilerin sektirmez yırtıcılığına kabarttığım
Mısır’daki Sağır Sultan’ın bile duyduğu kulaklarımla
koşa koşa boşanmış oradan buradan çarşılarda oradan oraya
Pasajlara bırakılmış cıvık çöplere
kasap ve manavlardan akaduran murdar sulara
uğrayıp kenarlarında biraz soluklanma.
 
Karatavuk ötüşlerinde baslarla
vuran sevincim, kapalı göklerin altında
bilip bilmediğim yerlerin ışıkları
karşıdan süresiz bakadurduğum uzaklıkta
denizi ve manzarayı manzara kılan dağlıklara doğru
Yürürüm, bir bardak suyun
içine konmuş takma dişler gibi
koymak istemenin çıldırtıcı arzusuyla beynimi sulara
soğusun diye içinde durup duran karpuzcasına
Sonra girip çıktığı oyuklarda yeşillenen kertenkelelerin
unutup takıntılarla sıvanmış dimağı anbean
ikileyip uzamak silme pasak konteynerlerin
kusuşarak taştığı yerlerdeki virajlarda
acıdan kıvrılan yolların sahip çıktığı uçurumların
kenarından düşmek değil, düşerken dahi
bazı düşte görmek korkularıyla.

son yayımlananlar