Bir Davanın Peşinde
Türkçesi: Ademcan Kurtoğlu

Ölüydü.
Hiç yaşamamıştı.
Öldü.
Öldü.
Bir dava ararken öldü.
O davanın peşindeyken.
Çünkü,
derdi ki,
aradığı davanın nedenini hiç görememişti.
Ama duymuştu.
Davayı.
Aç getto çocuklarının ağlayışlarını duymuştu.
Malcolm’ın uyarılarını duymuştu.
Traktörlerin yeni hapishanelere giden yeni yolları açışını duymuştu.
Bir dava ararken öldü.
Bir davanın peşinde öldü.
Hastaneye vardığında çoktan ölmüştü.
Aslında hiç yaşamamıştı.
Yukarı mahallede… aşağı mahallede…şehrin bir ucundan ötekine…
Bedeni şehrin dört bir yanına dağılmıştı.
Bir dava arıyordu.
Ülkünün 75 dolarlık banknotlar ve timsah derisi ayakkabılar olduğunu sanıyordu.
Davanın, beyaz kadını siyah çocuklara satmak olduğunu sanıyordu.
Gayenin Gypsy Rose’da ya da J. B.’de bulunabileceğini sanıyordu.
Ya da esrar alıp satmakta.
Biraz esrar çektikten sonra parkta doo-wop şarkıları söylemekte.
Bir dava ararken öldü.
Bir davanın peşinde öldü.
Ve dava da onu ararken can veriyordu.
Ve dava da onu ararken can veriyordu.
Ve dava da onu ararken can veriyordu.
Renkli bir televizyon istiyordu.
Baştan aşağı ipek bir takım elbise istiyordu.
Davanın, Mets takımı gibi yükselip Dünya Serisi’ni kazanmasını istiyordu.
İstiyordu… istiyordu… istiyordu… istiyordu…
Daha fazlasını istemeyi istiyordu.
Ama…
Hiç vermedi.
Hiç vermedi.
Sevgisini çocuklara hiç vermedi.
Yüreğini yaşlılara hiç vermedi.
Ve…
Ruhunu halkına hiçbir zaman vermedi.
Ruhunu halkına hiç vermedi.
Çünkü bir dava aramakla meşguldü.
Meşguldü.
Sesini kusursuzlaştırmakla meşguldü; ulusal marşı Spiro T. Agnew’le ahenk içinde söyleyebilmek için.
Sokak ağzını, o kendine özgü konuşmasını kusursuzlaştırmakla meşguldü; böylece içindeki sahtelik ortaya çıkmayacaktı.
Polis güzellemesi yapan Viva la Policía nutuklarını kusursuzlaştırmakla meşguldü.
Şehir merkezinde… yukarı mahallede… orta mahallede… şehrin öteki yakasında…
Bedeni şehrin dört bir yanında bulundu.
Bir dava arıyordu.
O davanın peşindeydi.
Bulundu.
Aşırı dozdan ölenlerin gömüldüğü kimsesizler mezarlığında.
Bulundu.
Bowery’de, D.D.T.’lerin arasında.
Bacakları Vietnam’da kaldı.
Kolları Sing Sing’de bulundu.
Saç derisi Nixon’ın kemerindeydi.
Kanı gettonun sokaklarını boyadı.
Gözleri hâlâ İsa’nın gökten inmesini,
bir bulutun üzerinde gelip her şeyi yoluna koymasını bekliyordu.
İsa Attica’da öldüğünde,
beyni Pentagon’un duvarlarına sıçramıştı.
Sesi hâlâ yıldızları ve çizgileri sonsuza dek haykırıyordu.
Polis kurşunlarıyla delik deşik edilmişti; o kurşunları kendi ödediği vergiler satın almıştı.
Bir dava ararken öldü.
O davanın peşindeydi.
Oysa dava da onu ararken can veriyordu.
Dün öldü.
Bugün ölüyor.
Yarın ölmüş olacak.
Bir dava ararken öldü.
O davanın peşinde öldü.
Ve dava tam karşısındaydı.
Dava onun tenindeydi.
Gaye onun konuşmasındaydı.
Ülkü onun kanındaydı.
Ama…
O, davayı ararken öldü.
Bir dava ararken öldü.
Öldü.
Sağır,
dilsiz
ve
kör.
Öldü.
Ve kendi davasını hiçbir zaman bulamadı.
Çünkü,
anlıyor musun,
hiçbir zaman, hiçbir zaman
kendisinin
o dava olduğunu
bilemedi.
Şerh (ç.n.):
Doo-wop
1950’li ve 1960’lı yıllarda özellikle siyah Amerikalı müzisyenler arasında yaygınlaşan vokal müzik türü.
Chi-chiba / Wacky Weed
Uyuşturucu kültürüne ilişkin argo ifadeler. Wacky weed doğrudan esrarı ifade eder. Chi-chiba’nın tam karşılığı konusunda kesin konuşmak güç.
Mets / World Series
New York Mets beyzbol takımı ve ABD profesyonel beyzbol şampiyonası.
Spiro T. Agnew
Nixon döneminin ABD başkan yardımcısı. Amerikan muhafazakârlığının ve siyasal düzeninin temsilcilerinden.
Viva la Policía
İspanyolca “Yaşasın polis!” anlamına geliyor. Polis yanlısı söylem.
Bowery
New York’ta özellikle yoksulluk, evsizlik ve uyuşturucu bağımlılığıyla özdeşleşmiş tarihî bölge.
Potter’s Field / O.D.
Potter’s Field, kimliği belirlenemeyenlerin ve kimsesizlerin gömüldüğü mezarlık. O.D. (overdose) ise aşırı doz.
Sing Sing
New York eyaletinde bulunan, ABD’nin en tanınmış cezaevlerinden biri.
Nixon’s Belt
Nixon’ın kemerinde bulunan saç derisi imgesi, grotesk bir politik metafor.
Attica
1971 yılında Attica Hapishanesi’nde mahpuslar isyan başlattı. İsyan, devlet güçlerinin kanlı müdahalesiyle bastırıldı. Şiirde İsa’nın Attica’da ölmesi, ezilenlerin kurtuluş beklentisinin devlet şiddetiyle yok edilmesine ilişkin bir metafor olarak okunabilir.
Stars & Stripes
ABD bayrağının yaygın adı. Amerikan ulusal kimliğini ve milliyetçiliğini temsil ediyor.
