MetaMelek.exe
Kayıp Veriler Mantrası
Göğsünün yeşil mücevherine
Zehirli sözler fısıldayan şeytan
Bir .wav dosyasında
Ritmini kaybetti
Işık sızıyordu çatlamış ikonlardan
Bir kilise—şimdi gece kulübü
dj kabininde remixliyor günahları bir rahip
Bazen Satan
Ve biz,
Kendi gölgemizde yankılanan
Sessiz dualarız
KEMİK TARLASI
Göğsümde kuruyan her nefes
Bir leyl-i fenâya çağrıydı
Tenim kemik tarlasında çözülürken
Tanrının suskun suretine uzandım
Kalbimde bir utpala,
Nymphaea stellata…
Ve kurt…
Bir gün çöküp dizlerinin üstüne,
Şu sözleri fısıldayacak belki de:
“Ben seni Tanrı’ya yaklaştığım yer sandım.”
Neon Yankılar Komünyonu
I. Ayin
(bir ölümdansı loop’una)
Bu benim etimdir—
Silikon devrelerinden dökülen bir şarkı
Katedralin ses kartında yankılanan
Kırmızı glitch…
Bu benim kanımdır—
Sinyal kesilmeden önce
Son bir dans
Ekran ışığında diz çök,
Çünkü bu bir neon komünyondur
Diller ateş gibi dönerken ağzımızda
Ve tanrı, bir proje dosyasına sığar.
> upload et beni tanrım
> indirdiğin her versiyonum
> başka bir ayin
> başka bir kırılma noktası
Kadın sargılı parmaklarıyla
Bir loop’a sokar “aşk” hecesini
Her tekrarda biraz daha erir
Çünkü aşk, bir synth sesidir
Çarmıha gerilmiş bir kalp atışı.
Komünyon başladı:
Kurt, sütunlara oyulmuş eski şifreleri
Şarap niyetine içti,
Ve tanrı—dijital suretini
Karanlıkta ifşa etti.
Ateş değil,
Bir plazma
Yakıyor şimdi bizi.
Ve biz—
Ritimde titreyen bir mezmuruz
Neon gölgelerde dans eden
Ölümün çocuklarıyız.
II. Ayin: Kod ve Kan
Bu ayin,
Unutmanın değil,
Hatırlamanın mırıldanmasıdır.
Ve aşk,
Ritmi yanlış atılmış bir drum-machine’de
Hala diridir.
Şubat’ın ortasında bir sabaha
Süzüldüm kurban gibi
Ve alnımda yanık bir mühür:
“Her aşk ölerek anımsanır”
Kurt yankılar:
Sırtımda taşıdım seni
Mezarlığın sessiz taşlarını çatlatan bir şarkıydın
Sustuğum her an
Çığlıktın
Dudağımda paslı zikir
Ben sana bakarken
Göz bebeklerimde dijital bir matemin
Kara gülleri açtı
Ve tanrı — kodlarla konuştu
“bu, benim ateşime adanmış çiçek”
Birlikte:
Komünyon başlasın — bu bizim etimiz
Bu bizim kanımız
Küllerle mayalanan aşk
Bir mezar gibi, içine girilecek
Ve biz,
Biz sonsuz bir yakarışın bedeniyiz
Neon gölgelerin altında
Işığın, karanlığa kavuşma ayiniyiz
3. Ayin: Kül Çarşambası
[Kadın: zikir]
Yarayı sev, çünkü oradan çağrıldın
Kan kokuyordu ellerim, ama dua ettim
Çünkü o gece —
Tanrı, suskun bir çan sesiyle indi
Ve alnıma külleriyle
“Kabul” yazdı
Kaldım
Tek diz üstünde, terkedilmiş bir şapelde
Ellerimde sönmüş mumlar
Gözlerimde hâlâ onun
Gül yanığı bakışı
[Kurt: karşılayış]
Kadın, sen bir çığlıkla örüldün
Ben bir gölgeyle —
Ve aşk, bizim aramızda
Bir kilise kubbesi gibi yankılanıyor
Külle yoğrulmuş sesinle
Tanrıya dönüp şöyle dedin:
“Beni un ufak et,
Ama adını unutturma”
[Birlikte: komünyon]
Bu bizim etimiz
Bu bizim kanımız
Bu bizim düşümüzden dökülen küldür
Ve ateşin içinden doğan
Kelimelerimiz
Biz bir zamanın olmayan evlatları
Dipsiz bir dansın
Yakıcı kemikleriyiz
Yandıkça
Daha da ışırız
[Yankı: kutsal fısıltı]
“Yarayı sev, çünkü oradan çağrıldın…
…ve oraya döneceksin”
4. Ayin — Bilinçaltı Göç Ayini
system.boot(“kalbin.külleri”)
error.log(“gözyaşı eksikliği”)
“Unut” dedi bir ses
“Ve geç içinden kendinin”
Derin bir karanlıkta
Kanatları olmayan serçeydim
Ve kurt,
Uzak hülyasında
Dişlerini gösteriyordu zamana
Ama beni tanıyordu hâlâ
Küllerimden
Ve yankıdan
Çünkü biz
Aynı bilinçaltının
İki kıvrımıydık
biri yanar
biri kokar
ve ikisi de dua eder
::komut:: “cleanse:shadow.subroot”
::yanıt:: [göç başlatıldı]
Tefsiri bir yanılgıya denk düşen görülerin ışık yayı
Gerildikçe kalbime tam isabet eden bir
Oktur perdelerin —
Gör ki bu perde
Nefsin suretidir:
İçine yaldızla işlenmiş ayet gibi
Hem ışık, hem aldanış
İster karanlıktan çatılmış olsun
Gazap ve yangın —
İster ışıktan özçekimli nazarı
Tut ki her ikisi
Aynı kıvılcımın öksüz ikizi
Aynı rüyanın ters çevrilmiş duası
Ve kadın,
Gözbebeklerinde bir mim,
Ağır ağır eriyor
Bir ikindi rüyasına girilmiş gibi
Göçün eşiğinde
Bir “amin” kadar yalnız
