Sen ki neye eğildiğimi bilmeden bana yanaşmaya kalkıştın. Beş karış yerdesin ve gök senle alay ediyor darılma. Ağlanacak halin yok, elin bozuk ve kanıksamayı kendine kabe bilmişsin. Yorgan diken ellerinin at sürmeye mecali yok anla. Gömdüğün o altınlar tarihe karıştı ve ne olacak diye bekliyorsun. Dağ sırıtıyor.
l.
Biz ki hep pergellerle konuştuk ve sağ elimizi arkamıza gizledik.
Defterlerde bir parmak basılı mürekkebimiz yoktur. Soğuk damgalarla hiç.
Görülmemiştir ki bir ecnebi selamlayışın nereye çıkar? Güleryüz. Bir kadın ismi olarak.
Künç yüzüklerle taşınıyordur eli ve bronz bir sahtelik bırakır parmaklarına suda. Yatağı serilmiştir.
Tez aç ve açığa alındığından vakti yerinde bilinir dervişin. Pusluca oturur kemiklerinde.
ll.
Orospularla müşterek bir hâl döngüsü. Usûlen yabancı ve tahâretsiz.
Girilmesin istiyor hiç belalarla donandığı yere. Mümkünse karanlık.
Fazlasın. Ütüsüz üstlerle giderken patron görmeye kuşlukta.
Olur gibi yapan koca yanlarını takınıp puştluğuyla işin.
Aklar korsanlığı. Gün sayar dakika tutar bildik sonlarıyla denizin.
Kaptırmış bir at resmi çizerken kağıda daldığı düşü. Yoksa büyüdü çoktan.
