[Çocuklarla konuşurken, 11 Mayıs 2059.] 

Ben ergenken dünyanın en büyük trajedisi 
Pearl Jam’in Black şarkısıydı benim için 
Resullerin sözleri gibi inanıyordum şarkı sözlerine
Tabii, şiirle de o zamanlar tanıştım
Hımm, zaten hepsi bir arada olur hep öyle
O zamanlar “aşk” denen bir kavrama inanılıyordu, okulda duymuşsunuzdur Ortaçağ Avrupası’nda soylular arasında üretilmiş, bizim zamanımızdaki halini siz bugün bayağı toksikbulurdunuz
Eh yani, tabii o yaşlarda biz de Allah belamızı verdirdik
-öyle denir benim doğduğum ülkede-
(Güzeldi ama) 
(Siz şimdi sebze gibi yaşıyorsunuz)
Canım o yıllarda hepimiz aynı gökkuşağının altında buluşmamıştık henüz, 
bugünkü gibi değildi durumlar—farklı olanların cehennemde yanacakları öğretiliyordu çocukken, ya da terörizmden daha büyük bi’ tehdit oldukları filan
Açıkçası siyasetçilerde başkalarında olmayan özel bir şey olduğunu düşünmüşümdür hep, 
ne kadar aşağılık olurlarsa potansiyellerini de bir o kadar arttıran
Bunu onlara teslim etmeliyiz

Ne diyordum, ilk şiir kitabım hemen çıkmadı
(Yayıncıyı bayağı bekledim)
Hayır o zaman henüz bütün iletişim mecraları dijitale bile taşınmamıştı
Kalemle yazı yazmayı 6 yaşında öğrendim ben 
Size de seçmeli ders aldırdım ya bence önemli, nostaljik bir şey
Hayır, babanızın şiir denince anladığı şey Homeros, Miltonfilandı ve biz onların çağından çok uzaktık; bir gün yüzünü kırıştırıp “Gerçekten şair mi olacaksın?” dedi bana
Sonra baktı iş ciddi, acır gibi bakmayı kesti
Birkaç yıl sonra baktım benle hava atıyor
(O-nu özlüyorum kemiklerimle özlüyorum) 

Doğduğumdan beri ölebilecek birkaç ciddi fırsatım da oldu ama
Ben ne bileyim elf gibi yaşlanacağımı, 
Yok olacak bir gezegene yok olacak bir dilde yok olacak bir şiir mi bırakayım, diye de düşünmedim değil bir süre, nedir ki kalıcı olan
Sonra kitaplar kitaplar. Bak bana ülkemde uzun süre ödül vermediler
Hayır, nano-saniye o zamanlar şimdiki kadar yaygın bir birim değildi ve şiir çevirisi için şairin beyin kimyasından yararlanılamıyordu henüz—ne günler aştık
(Yosun çayı, alırım teşekkür ederim canım) 
Ama işte yetenek uzun süre görmezden gelinebilir bir şey değildir çocuğum, 
hakikat gibidir, durduğu yerde titreşir ve kendi çekim alanını yaratır
Küçük bi’ çocukken de içimde hissederdim bunu
O zamanlar Fyodor adında bir kedim vardı, sahiplenmişti beni (adını babam vermişti, düşünüyorum da, ikimiz de Suç ve Ceza’yı lisede okuyup çarpılmışız—ne tuhaf) 
Şuraya geleceğim,
Doğaya baktım ve insanın başlı başına bir sapma olduğuna inandım uzun süre
Ama yine o insan bu koyu mavi / karanlık / devasa bezelye tanesine, bu korkunç acımasız su ve lav kütlesine bir ruh üfledi ve bu çok ilginçti benim için

Hey biliyor musunuz (nasıl hüzünlü bir şey bu)
Yine de geleceğin bu kadar güzel olacağını
düşünmemiştim hiç

Babam da bizim yaşlı Rus’un kitabından öyle etkilenmiş ki—şimdi hatırladım
son sayfayı okumamış hiç bitmesin diye

son yayımlananlar