Well, neresinde kalmıştık bir duanın
tepesine çıkan şaşkın Gargantua
çaldı zillerini tepesinden bir kel kilisenin
çekti kılıcını naylon yüzüklerden
Anneme dua etme demiştim
Dinletemedim karanlığın ışık hızını
Oysa yasını bile tutmamıştı ölen
kocasının ki ben yetim kalmayım diye
Zaman yedi ömrümün yeşil kabuklarını
Elmalarını yedirtmeyen ağaçlar saydım rüyamda
So, Poseidon çatalı çıktı makarnamdan
Kaybettiği seçimin öcünü alıyordu
Atina tabağımdan
Kadınları ve çocukları saymazsak, dedi Gargantua
Kaçtık oradan
Nuh tufan çöpünü çekti
Musa’ya şizo tanısı kondu
Mısraları ayırt edemeyen bir firavun kaldı arkamızda
Then, arkasına bakan kafirdir, dediler
Anlaşmaya uyduk;
Sevdiklerimiz için kafir olduk.
