öptüğün tüm dudakları bana yamadım
öp ve doy beni.
tüm parıltılar, tuzlu sular, sağdan dökmeler,
senden sonra aynada gördüğümü her gün sarmaladım
kuru kavruk kabanı attım asrın yangınına.

burada bizi kimse bulamayacak ağlamak tuhaf
döndüğümde eteğimi tutan kadınları ayıplamak tuhaf
gülmem sosyal fobimi tetikliyor
gülmem kıraathaneyi tetikliyor
gülmem dünya eksiklerini tetikliyor. tuhaf

gözlerinde yamyamını taşıyanları sevgiyle kucaklıyorum
seni sevgi ile kucaklardım
gözlerini başka bir noktaya odakladın,
çıkardığım gözleri hala sana sunmam tuhaf.

beni duyduğun halde aptal olman
kendi süzgecini beyanımdan üstün tutman
ellerin adamı olman tuhaf.

burada yağmurlar yoğun ve sağanak
sesleri bir ayaklanmayı andırırcasına cesur,
her ayaklanmayı güzelleyecek kadar aşıktık
                                                 tık ve yaşanan geçmiş zaman tuhaf.
bütün şehri örgütlesem bağır çağır, gelsek sana
kulağına bir su bile kaçıramayacak olmuş olmak tuhaf.

herkese pürdikkat sesime sağır
ellerin iri, bedenim ufak
beni iki metreye seksen santimde un ufak etmen tuhaf.

gözlerini kapat. dansım bu
hak edişler, uzak mesafe bakışları, mahrum
dünya sabahlarına kanca atıp gecelerine korkulu.
yaşatacağım cennetleri düşünmekten binbir gece sayarak saatleri varman tuhaf.

tüm metaforları, içimizde yaşayan hayvan adlarını aldın
bana ne kalmıştı,
ağrıyı yalnızca adınla anmam tuhaf.
hayvanını çek üstümden, gözüm sabaha bakmaya heyecanlı
bunları sana haykırmak
t u h a f.

bazen dünya kocaman bir 3/G sınıfı oluyor ve ben ağlayarak çıkıyorum sınıftan
çocuklar tahminimizden daha cani olabiliyorlar.
o ilk günkü gibi insan kötü davranıldığı yeri koklaya koklaya buluyor
burnumu kestim toprağa gömüyorum,
bunu anlayacak olman, TUHAF.

son yayımlananlar