julia boutros’a
gözüme kestirdiğim her pencerede ışıklar sönüyordu
ilgimi esirgediğim nesnelerin güzelleştiği çağlarda
kambur şövalyenin sırt ağrısına yaslanarak
tohum ekmeyenlerin gemilerini
çakılı kalmışlığın elleriyle uğurlayan
nereye gitsem peşimden gelen berduşluktu
olmayan ihtiyaçlar çağıydı
halka arz ediliyorduk
uzman analizleri savaşında mars’ın ihtişamı
evcilleştirilmiş keskin ev aletleri gibi
ancak soğan keserken görülebiliyordu
oysa suyun öteki yanında sandıklara
parçalanmış uzuvlar kurban edilirdi
meyve bıçağının zerafetini övenler tarafından
şef tabaklarında servis edilirdi
küresel kamuoyu korosunda
detone olanların etleri
o çağlarda
şarkı söyleyen pelerinli bir kadın gördüm
kambur şövalyelere dik durmaları için
izzet ve şereften kalkanlar üflüyordu
meyve bıçaklarından ordu kursunlar diye
ulusuna ilham veren bir kadın
roketleri salıncak yapanların yanında
kusursuz destan arayanların göremediği
kadim kusurlar coğrafyasında
güney direnmek için ayağa kalktığında
o çağlarda beyrutlu bir kadın gördüm
