Bir masa bir geceye hiçbir zaman benzemez
Bir nergis açınca dünya boşluğu azalır
Sabahı en iyi kim anlar bil hadi
Gece kıyıya inip taş topladığın sahil
Sabah olunca gördüğün denize benzemez
Zifiri karanlık, zifiri ses, zifiri taştan
Işığın geçmediği köşe loşluğu kalır
Bir şiir bir gerçeğe hiçbir zaman benzemez
Yine de gerçeğe en yaklaşan şiir
Birkaç on yıl çocukluğa dönülecek yer değil
Yine de yüzünüzde iyiyseniz çocuk tavrı
Kötüyseniz donuk kanı çekilmiş bir ölü
Bir kelime dediğine hiçbir zaman benzemez
Bir kelime dediğine ancak yaklaşabilir
Nehirler gözesine hiçbir zaman benzemez
Yine de gözenin en çok hâli nehir
Suyun akma niyeti kendinden değil
Dağ yamacı, yol berisi, yüz görümü diyedir
Anlamın ölümü benzemez başka şeye
Ne yana gitsen olur göresiz bir yol
Bir uçak bileti, kaçan durak, yabancı yüzler
Bir şehir ötekine hiçbir zaman benzemez
Saatleri göstermeyen saat arıyorum
Hem zamanı duyayım hem bilmesin beni
Zaman tüneli biliyorum, Sirkeci’de, vitraylı
Kıvrılan bir oturak, biletsiz bin yolcu
Bir yolcu ötekine hiçbir zaman benzemez
Ankara’da, garda, çuvalıyla en uzağa
ya da hızla gitmek için beriye bilet bakan
en çok parayı ödemeye hazır takım elbise
Uçağın ilki, vapurun sonu ya da biraz Hereke
Nasıl da gittin habersiz ve döndün kendine
Bir köprü bir yola hiçbir zaman benzemez
Gelip geçmek için değil yanlış anladınız
Marc Riboud’nun bin yamalı çocuğu değil
Galata’da bisikleti emanet turist var
Balıkçılar hiç değil en çok onlar anladı
Kıyıları benzemeyen iki ada cesareti
Bir ada bir adaya hiçbir zaman benzemez

son yayımlananlar