o fecir gözlerden uzak nasıl durmak buldun bize.
tüfeksiz ve aylak. sırasız.
kavram ve kuram yokken iyiydik.
manite güzel sözler demek için feysbuk açmakta
çiçeksiz buluşmakta. sırıtmakta ama gülmemekte de
evde işsiz oturmakta. bir işe yaramamakta. hayırsız evlat olarak
sabahın köründe babamızın akşama anamızın kem gözler vurmasına oramıza buramıza
tahammül etmeye müthiş alışkın yanlarımız vardı.
ne olduysa söz kesmeyi. racon kesmeyi bilmekteki ustalığımız
yapış yapış durdu ağzımızın salyasında.
evet iğrenildik. bu olmalıydı. erkeğin şanında ısrarın vardı
-ki eğer bu olmayaydı namımız da sekerdi bıdı bıdı-
ama her şeyi de allah kahrederdi değil mi.
sabahın köründe uyanmayı. iş aramayı. aşık olmazken sevişmeyi.
o şarkının aynı yerinde paramparça olmayı. şiiri antin kuntin bulmayı
-fekat onsuz da yapamamayı-
yoksa ne bilirdik romantik olmayı.
sen ki kendine iyi bir insan olmayı öğütlerdin.
bunu sessiz yapardın. hıçkırmadan ağlamayı öğrenmenin yolları
genzinde na böyle yumru doğururdu.
çocukların olurdu yetim. öksüz. haylaz.
aslında iyi çocuktun sevildiğinde.
kalbine dokunmanın yolu tümseklere varırdı.
bunu en az bir defa fısıldardı ellerin tokalaşırken.
uyurken tavanda döndürdüğün haklı üzünçlerin
sabah sırtına düşerdi.
sonra herkesin kendini aramaya çıktığı gün koştun.
ne umduğundaydı umrun. ne bulduğuna sarılmaya hazır kolların olurdu.
o fecir gözlerden uzak nasıl durmak buldun bize.
geçmişe aynı bakmamayı ne biçim yaptın helal sana.
beklemek sözünü kendine ve bize kabul. nasıl. hayret yav
