sen yürüyorsun biraz da sûr yürüyor orada darzaman
kâkülün iniyor sokaklara pankartlar dövizler açılıyor
sen yürüyorsun bende bir makûs sözbilmez vallahibilmez
bir atın gözlerinde dönence gözlerim yola, karşıma iki zar iki as
tesadüf diye bir şey yok, teessüf ise utançla geçiyor yanımdan

boylanıp büyüyor işte bir asinin başında felaketimizin otları
yanımda çoğalıyor grenler, herzaman şehrimiz birden boylanıp büyüyor
insanın kâkülü hep mi sokağa taşar ben bunu bilmiyordum
tuz kemik ve ilikten sıyrılmış etiyle av bırakılıyor herkese acı fani
batıl inançlarım yok ama bil ki bâtınîden sürek koparıyorum

ateşi yakıyorum gecenin beşinde o seni sallayıp duruyor
tanrıya seslen, sen ki taksici radyolarına huzur borçlusun
ama sanırım çok meşgulsün. zaten ne zaman sayıklıyorsak biz
istanbul’a bir akın başlıyor, gece nasıl bu saatte birzaman
gazinoların önünde bekleyen bir hergele ona buna dönüşüyor
bütün o güzel şarkılarını duymak için adına yollanan kokuların
yedi ayrı iklimden sekiz ayrı çiçek seni ancak böyle buluyorum
seni sarıyorum çarşaflara kundaklara çarkıfeleğe pasyon bitkilerine
gözlerimin önünde bir kelepçe var, biliyorum bu eski kilitçede
tesadüf ama sandığın gibi olmayan demek
seni biliyorum ve sen de anahtarın dilini biliyorsun

yoksan burnumun süreği sızlıyor her şey bir manaya nefes
birkaç harf kalakalıyor birkaç körüklenmiş yangına dikelen yüz
bakınca bir adam ve aslan daha asılıyor uzak konstellasyonda
benden bizden uzak tanrılar tanrılardan oldukça uzak
yenilmiş olabilirdik yine de bir bakıyoruz ki silahımız var
ne olmuş biz de annelerimizin sütünde boğulmadıysak
biz böyle bir yerde öpüşüyoruz ve sen yürüyorsun
benden bizden uzak tanrı sinekleri sineklerden uzak
kâkülün yine sokağa iniyor sûr iniyor cadde başlarına
gözlerin kıyamet tatbikatı siren diye de adın çalıyor
nasıl vurulduysam beni burada herkes yankımdan tanıyor

son yayımlananlar