Meridyenleri beyaz bir kadına
Aynaya bakar gibi kuşaktın
Kalan aklımızı avucumuza koyup
Çıktığımız o yolculuk,
Amber, safran, sandal ve lotus kokuyordu.
Meğer neydi, ne yerdi ne içerdi
Issız Tengri döner idi göğe, yedinci kata
Biz buluşurduk. Mütemadiyen.
Sen abartmayı çok severdin sevgilim,
kamp derdin tükenmiş bir doğada sivrisinek,
Ateş derdin ıslak odun, koyu sis, parlak kızıl gözlerin.
Evin içindeydik hayallerimizde
Ülkeler, şehirler, surlar, kaleler
İçimizdeydi ve neon bir tabela gibi yanıp sönerdi
Heyecanlı, iç gıcıklayan o deli his. Eur-pho-ria
Belki de bu düpedüz şey,
İklim kriziyle yaktığım sigaramı,
Amazonları tüketen lezzetli etini kızartırken
Çektim içime.
Belki de bu şey, aramızdaki,
Friends and benefits. Öğkk.
Her saniye yaşıyoruz.
HER SANİYE ÖLÜYORUZ.
Kuantum, paralel evrenler, kara madde
Benim inancımdan peki sana ne
Paralellerimiz, meridyenlerimiz
Bir kaç derece daha sağa kaysak uzayda
Lime lime yıldızlara döküleceğiz.
Başakla koç anlaşır ama biraz zaman ikimize.
Einstein, Schopenhour, Simon Veils.
Her tarikat denedi ölümsüz aşkı.
Yanlış yerde aranan kutsal kase belki de kalbin
Hep senin, hep sana, kurban
Gel de evrim geçirt bana sevgilim bu bencillikle.
