Napacağız diyor napacağız?
Barın emziksiz hayaletleri
Sarhoşluk avuntusu bu gece eksik
Cırlayıp duruyor kalın konturlu
Küçük bir iş bulup bulvar ağzında
Çorabı delik, burnu nezleli
Onu sarakaya almalı
Yoksa akıl bu uslanmaz
Dertleri olmalı insanın, unutmaya değmeli
Baksana son ışığın emildiği yüksek balkondan
Yıldızlar bile sümük gibi damlıyor
Yok sabır dilek tutmaya

Geleceğimizi çekip çevircek bi meslek mi seçtik
Düzenin bize verdiği güvence dediğin
Besili bir tehdit
Beşikten mezara başkaları için didin
Ya da hadi diyelim işleri iyiye çevirdin
Beşikte ve mezarda
Kullan başkalarını şimdi de
Olacak olan bu, sana diyeyim

Önce alçak, sonra gırgır bi kahkaha
Mosh pit daracık
Kılsız kassız kollar ve
Konser çıkışı sap, kadınsız yollar
Salla kafanı salla, salla ve bağır
İşte zenginliğin doluşmadığı
Özgür bir yoksulluktan olma bu ağıl
Salla kafanı bitanem salla
Salla ve bağır,
Bağır, bir daha bağır

Alkolün usturası,
Eğer hala kaldıysa etimi doğruyor
Kalbim kadar belki değil
Ama vitrinler de
Külün ve isin kirlettiği gibi kokuyor

Alınmaya değer bi halt olsun ki
Duyguların bir hoşluğa refakat etsin
Bir başkalıkta biraz dinlensin
Ama yok
Gönlüm kadar değil yalnız
Gecenin bu etçil mezbahası
Kanı ve buzu orta yerinden
Nasıl da doğuruyor

Kırık kibritler talaş pahalı mazot
Bilekler parlak, damarlar
Kaza sonrası tuz buz olmuş bir hurda
Sancıyan eklemleriyle bok olmuş vücudun daha şimdiden
Onun uğruna marş bellediğin şarkılar
Hepsi perişanlıktan bir ağız
Haykırıyor yine boktan püsürden
Haykırman kana sıçramış öfkeyi seyreltti
Ancak çok bağırdın kadersiz
Olacak iş ya, şimdi de nefesin kesiliyor

Bunu da yapamadın diyelim
Ve bunu da
Bunu da öyle
Kadimler çok uzakta değil,
Öyle çağlar ötede arama
Vahşi bir kurtizanın tülbenti aha işte
Sana avucunda uyanan parfümüyle
Bir direğe kendini asmak gibi gelsin

Eh, hadi bu da olmasın, üzülme
Ki var mı sanki akıtmaya idrarın gözyaşın
Belini öne seyirtip işeyesin
Boyalı bir duvar,
Bolca pet şişesi, ezilmiş çakı
Ve ayran jelatini
Semtin tüm ifrazatının dibinde biriktiği
Yok yok be paşam,
Sendeki bu ruj artıklığı
Bu asker kaçkınlığı
Bu enayi nezaketi
Olmaz, sen burdan değilsin

Bi hayır gelmez
Mevsimce kuruttuğun hüzünden
Sade geçmişi düşünmek kâfi
Ölmedin ama dirildin
Mutlu olduğun hafif bir andı,
Kızardı dudakların yalaştan öpüşten
Hatırla bunu hatırla da,
Yaşarken ölmeye değsin

Tut ki beceriksizliğin dilencide yok
Kıskanıyor onlar bile sakalı sıvazlayıp
‘’Şundaki nal surat ah bende olacaktı’’
Diyen çıkıyor içlerinden
Abandaki fakirliğe imrenip

Olsun sen bağır,
Korkak sesin nasılsa artık
Yalnız bağırmaktan olma
Bağır sen bağır,
Asıl kızdığın neydi;
Hedefi tutturamamak mı
Kazığı dikememek mi
Yemiş düşürememek mi
Bağır bağır bu kötü sesinle
Belki derdine değersin.

son yayımlananlar