özümde hakikat taşıyorum
ki, avuçlarımızda kök salır
boşluk boşluk boyaprak yaprak
boşluk boşluk boelverdiğince.
onu
yansıtacak aracı arıyorum
bilirim ki insanların içleri
boşluk boşluk boşludinmiştir
boşluk boşluk boşlubilinmeyen bir yere.
köhne, sallantılı bir odakta
sergilenir; hayal edebileceklerimiz
bitirebileceklerimiz ve
asla tükenmeyecek neşemiz
büyüklüğün menzili daraldı
ve sessizlik
aslında bir
hologramda gizlidir
nispet, nispet…
hayatın hakemi, hakemi!
o, davranışın kökeni!
insanın
ateşi bulduğunda
mazhar olduğu görkemi
…ebediyete dek gizli…
altın yollar ardından
nice litre ether yitirildi
dudaklarımda bir korku var, biliyorum
yaşamayacağım tekrar, bir akşam vaktini
boşluk boşluk boşluk boşluk boşyapyalnız
boşluk boşluk boşluk boşluk boşve kayıtsız.
kelimelerim Null kuramlar üretecek
onları satmayı düşünemeden ben
boşluk boşluk boşluk boşlukbçoktan yitmiş, çoktan
boşluk boşluk boşluk boşlukbtükenmiş olacaklar
varolmayı yoktan, sağlıyor işte
salt tüm nesneler, ayrı ayrı
herkeste; çocuk, ayık, yaşlı-başlı
öfkeli küskün, uzaklarda ve bayık
niyet neye lazım?
hoş, sizler bulmuşsunuz
ve hilekar
ve evliya kalmayı
her durum ve destede
her kişi ve kipte
oraya özgül, has, malum
oof! – bu daimi renk cümbüşü
boşluksararmayan yapraklar!
oof! – lekesiz siluetlerimizde
boşlukgörünür olan adi vakar!
eş anda
biçim bulur
ışık kütlelerine gizli
hoyrat veri dağları
bizim bütün
düşüncemizin
sicimlerde örülü
durağan salınımları
oof! – bitmeyen, uğultu gibi
olagelen bu silsilenin içinde
tekrar tekrar öğreniriz şeyleri
yeniden ve yeniden
damarlarımızın etrafına
nöronlarımızın astarına
sarılmışlardır,
hatıraların sesi
