yengeç ayaklarla
ve sömürge zihinlerle
artıyordu şehrin
kasıklarında ağrısı
ağla kurt ağla!
klaksonlar yükseliyordu
inmeli bir çatırtıdan
sağaltıyordu zaman
yarılanmış insanlığı -/-
kuytular dolmuştu gölgelerle
barlarda deviniyordu hicaz
ve inanç muhtemelen imamdı
isyan sabıkalı bir papaz
ağla kurt ağla!
akbabalar çökerdi -yine cüzzamlı- bir karartıya
bekçiler nöbettelerdi
aslında üniformalı etlerdi
[devamlıydı GBT ve karar]
kelep’çe yeni bir dil olmuştu insansızların ülkesinde
ve çok iyi bilir bunu alengirli polis GTR
ağla kurt ağla!
sürüsünde bir koyun ürperiyor çobanın
düğümleri çapraz
ilikleri çamur
derisi irinli
gözleri mahmur
umudu arıyor sevgili Nadaj
koyunlar da öyle
herkes bir noktanın önünde
virgül gibi eğiliyor
ağla kurt ağla!
kadınlar çıkıyor arşa topuklarıyla
yansımaları gözlerinin kirişlerine
neşter kesiği atıyor
sevgi de acı verecek kadar güzelse
ağla kurt ağla!
ö/lüm
dünyanın yaşam suyu
acının -i
aşkın -de hali
bölüyor
kendini paylaştıkça
in/san
yalnızlığında
ve işiyorsun bu yüzden
eyfel’in tepesinden
yeryüzündeki tüm despot
ve gamsız aşıklara
ağla kurt ağla!
sen!
soysuz bir neslin
kötü peygamberisin
dolaşsın ayakların
taşradan gökdelenlere
yolun yoldaşın olsun
kolun kollasın seni
ağla kurt ağla!
