Kıyametim kopmadı ama bozguna uğratılmıştı sessizlik, bu ilk sayıklamam değil, son olur mu bilemem, öğrendiğim bir şey varsa gafil avlanır pusuda umut, bu dünyanın ara sokaklarında, kimliksiz caddelerinde ve yüksek yokuşlarında boy veren insanlar gördüm, hepsi gökten bihaber, uçmayı öğrendiler.

Yağmurlar vardı hatırladım, saçının kurak coğrafyalarında serencamlar yetişirdi, kalkıp gitmek soluk bir yüzde kalırdı, coşkun nitelikli yorgun bir at, belki doru, belki yalnız, belki şahlanırken başı vurulmuş, ayakta uyurdu, insan kalan yanı uyanık, atlar yaralıydı koşumlarından, kefaretleri ödendi, özgürlüğe uzandılar.

Soruları bilinçaltına sakladı, zor zamanlarda çıkarıp bir tane yaktı, yandı hepsi, elinde cevaplar kalıncaya dek yaptı bunu, soluğu yangın yeri, terli koltuklar, döşemeler, serin uğultular, kapı kolları, paslı, bozuk paralar, bozulmuş insanlar, boğulmuş aşk, dumanlı öpüşler, ayaklarına inen kara sular, adımlarında kaybolmuşluk, gözünün önünde uçuşan deniz, şakaklarının arasına kaç kere vurdu, gide gele unuttu, “şarkısı beyaz”.

Sokak satıcıları, kiralık oteller, yok paraya göz göze gelmek, fakir tesellisi, yoklukta oluşan kaygı, cebinde katı somunlar, kuru nidalar, herkesin sesi kuytu ve derin, yan masada biri vuruldu demin, zincirlerinden boşandı korkusu, elimden tuttu, merminin kovanı, arı dili, gözyaşlarımın menbaı kurudu, en son ne zaman ağladıysam o kadar annem vardı, solgun yaradılışlı gülüşünde tanrı, tanrısında dua, duasında oğul, oğlu işe yaramaz, yarama dokunurdu.

Bir kalem elinde, diğerinde bıçak, hangisi ağır basarsa kaderine onu toprağa vuracak, toprakta günebakanların boynu bükük, omurgasını hatırlatıyor durduğu yerden konuşmak, sözleri keskin, ağzına kan doluyor konuştukça, susarsa yutacak, suskunluk ölümün sürrealizmi, bu yüzden ağırlaştı gövdesi, büyüdü ve soğudu gölgesi, ısınabilseydi sıcak bir öpüşle, yaşayacaktı.

Tarihe not düşüyorum:

2020 berbat bir yıldı.

son yayımlananlar