en incelmiş yerinde ağarırken içimde tanyeri
ve sokakları kemik, et
hatta döl kokan bu dünyanın giziyle
örtülürken hakikat
kösnül karanlıklar kadar
ödünçsüz ve yalnızdık
acının sesini kısıyordu radyolar
sen de kıs şimdi
ve mutluluğu çoğalt (::)
kulaklarımız tıkalı en kılcal hatlarında şehrin
ve bir kara deliğin içinde
kıvrılan yılanlardı metrolar
dinle öyleyse çarkların titreşimini
köprüleri sağaltan klaksonları
yarattığımız her şeye
ya tanrı ya da sistem diyorduk
iliklerine kadar dikilmiş koyunların
peşindeki çobanlardık oysa
güdüyorduk
şakaların tümünü
pornografi şekillendiriyordu
gülüyorduk
ve
kursağımda bir sızıyla
çok geniş ağızlı bir kadın
(a)zarıyd anksiyete
anısıydı bir masaj salonunun
arka odada bir fahişeyi dövüyorlardı
sevişemiyordum
yattığım kadınlara
kattığım tek şey yalnızlıktı
geberiyordum
ödünçsüz ve çaresizdim [obsession]
geçiyordu
herkes biraz sevişirdi aslında
kalabalıklar sevgilileriyle
yalnızlar sanrılarıyla
iyileşiyordum
ilişiyordum
ortalık rezaletti
kalabalıktı
ten ve etti
prezervatif fabrikaları olmasaydı
insanlık mitoz bölünme geçirecekti
