“ellerinde kargılar ve zihnindeki kargalarla sakladığı sahteliği gömdüğü çukurları bir bir kazıp yeniden gerçekliği bulmak için çürüttü hayatını harcayarak zamanını inatlaştı geçmişiyle unuttu her anını ve nedense bıraktı hep tuttuğu güvercini hürriyetle tanıştırıp indirdi kellesini koyu yeşil hayallere daldığı rüyaların gerçeği kabus oldu istemi dahilinde harici mihrakları kıskandırmak hevesiyle bitirdi şovunu terkederek nefesini çoklaşıyor artık sahteliğin bilincinde yok ettiği geleceğin parıltısız ürünleri varsayamaz tüm yok ki biçimsiz kaleleri yıktı bir bir gördükleri ve hisleri ve histerik sessizlikte gözleri kapandı ve açıldı ve parladı son bir çare ile uzandı kolları vazgeçilmiş sevgiye söverken arabeskin usülsüz benliğine çaktı bir kazık sonra yüzyılın gölgesine lağımda bir fare ile arkadaşlık etmeyi ve gökyüzünde amaçsız bulutları seyretmeyi kitabıyla, mantığıyla yokluğuyla reddetti olmayan ve susmayan iktidarsız hiçliği ötelerden çığlığı duyar gibi kulakları sağır eden bir duygunun katlanılmaz sancıları tanrıları kıskandıran zamanların artığı bir rüya idi gördüğüm eski zaman mağaraları doldurup ateş yakıp ayin yapan bireyler şimdinin maymununa tek kalemde bin çeker ol kelam der sekreter sokaklarda derbeder bir çocukluk ta görmedim ki terketsin beklediğim yıllarımdan acıları çıkarsa ve gizlensek bir oyukta koşarak sonsuzluğa dönüşüyor kalifiye kafiyesi ruhumun sanki denge denen unsurun uzağında şaşaalı davetleri düşümleyip kovulmak ve tekmelenmek ve sürülmek kabulüyle koşulan tek şartı da getirmedin yerine çözdüğüm düğümleri izliyorum bağlanırken benden ayrı senden ayrı bambaşka kölelerle efendisiz barınaksız yalınayak hürriyetin hakimleri karşısında şansın yok hayatımdan başka kaybedecek hiçbir şeyim yok “
göçebe standart
